11 Temmuz 2012 Çarşamba

haydar-1


Haydarpaşa garına geldiğinde hala tereddüt içinde sayıklıyordu; gitsem mi, kalsam mı, ölsem mi, doğsam mı? Merdivenleri çıkıp kalabalık arasından gişelere doğru yöneldi. Kuyruğu görünce canı sıkıldı ilk önce sonrasında rahatladı, düşünmeye epey vakti olacaktı. Gitsem mi, kalsam mı, ölsem mi, doğsam mı? Önündeki teyze yanında duran genç kıza nasihatler verip duruyor kızın sıkıldığını farkedince susup mırıldanır gibi bişeyler söylüyor belki de dualar ediyordu. Bu uğultulu salonda beklerken kapıdan görünen denizin mavisine dalıp tekrar düşünmeye başladı. Gitsem mi? Yahu buraya kadar gelmişsin birazdan biletini alacak ve gideceksin işte daha neyin sorusu bu gitsem mi gitte kurtulsun artık bu şehir. Kalsam mı kalıp herşeyi yeni baştan düzene koysam belki oluruna bırakmalıyım olmaz mı? Ölsem mi ölmek işin kolayı işte geliyor Kurtalan Ekspresi, at kendini raylara bitsin bu işkence ve hikaye. Doğsam mı bunu neden sorduğumu bende anlamadım doğmuşum zaten burdayım ayaktayım. Yine başladı gitsem, kalsam, ölsem, doğsam. Teyzenin sesiyle irkildi;
“Tüü utanmaza bak sen, kızım ben senin iyiliğin için”
demeye kalmadı kız bastı yaygarayı ağıza alınmayacak küfürlere gözyaşlarıda eklenince koşarak uzaklaştı sıradan, teyzede peşinden bağıra çağıra çıktılar merdivenlere doğru açılan kapıdan. Kızın peşinden koşarken arkasına bakan kadının ne demek isteğini anlayarak hafifçe başıyla onayladı. Koyun can derdinde kasap et.
Kuyruktakilerin kendi aralarında fısıldaşmaları bitince herşey kendi haline döndü tarihi yapıda. İnsan doğduğundan beri biryerlere gider biryerlerde kalır sonrada ölür diye düşündü. Tüm sorularına cevap bulmuş gibi sevindi, ama gidecekmiydi şimdi herşeyi herkesi bu denizi bu şehri arkasında bırakıp gidebilecekmiydi? Tekrar dönmeyeceğinden emindi, bu sözü vermişti zaten kendine senelerdir yaptığı gibi gidecek burada kalan dostları için yitecek bitecek ve bir daha haber alınamayacaktı. Akrabaları, yatılı okul arkadaşları, yüksekokul dostları hepsini ayrı şehirlerde arkasında bırakmış ve hiçbir zaman dönmemişti. Teyze kızın bileğinden tutmuş biraz çekiştirip birazda güzel sözlerle avutarak sıraya doğru getiriyordu. Sıranın epeyce ilerlediğini umarak önlerden taramaya başlayan gözleri adamı biraz geç bulsada gözgöze gelince hafif tebessüm ederek yaklaştı.
“Evladım biz burdaydık ama.”
“Evet teyze geçin şöyle.”
Arkalardan yükselen homurtular, dönüp atılan bakışlarla karşılaşınca herşey açıklanmıştı sanki kesildi. Gidecekti gitmesine nereye gideceğini bilse Ya da kalacaktı kalmasına neden kalacağını anlayabilse.
Camlardan içeri giren günışığına daldı bir an, keşke içini de aydınlatsaydı bu sıcak ışık ve kararım kesin gidiyorum diyebilseydi. Martılara takıldı gözü ışığı anlık kesen karaltılarını yakalamaya çalıştı, olmadı. Işık yorgunu gözleri tekrar içine bakmaya başlamıştı. Gideceğinden emin değildi ama kalmayı da çok istemiyordu. Martı olmak vardı diye düşündü, kanatlarını aç rüzgara bırak kendini, artık nereye götürürse orada kalır ya da asılı kalırsın gökyüzünde saatlerce.
Sıranın kendine gelmesine beş altı kişi kalmıştı ama buna sevinmedi keşke sırası gelmeseydi, keşke bitmeyseydi bu bekleme.
“Gitmek,kalmak,ölmek,yaşamak “
“Bişey mi dedin evladım?”diye sorunca önündeki teyze, sonra sayıkladığını düşündüklerinin ağzından kaçıp kurtulmaya çalışırken başka kulaklara saklanmaya çalıştıklarının ayırdına vardı.
“Yok teyze bişey demedim yani dedim de size demedim”
“Ah kusura bakma bekle bekle ayacıklarım ağrıdı, bana dedin sandım”
“Yok size değil teyzem sen otursana şuradaki merdivenlere ben tutarım yerini”
“Bilmem ki evladım az da kaldıydı neyse ben iki soluklanayım valla” diyerek sıradan çıkıp kapıya doğru yöneldi. Sanki birşeyler onu dürtmüş gibi birden dönerek kıza;
“Körolasıca kaçma sakın, sıra gelince de haber ver bana” dedi ve ağır ağır kapıya doğru yürüdü. Kız omuzlarını silkip arkasını döndü.
“Gidiyorum galiba yani gitsem iyi olacak sanki peki nereye gideceğim önümdekiler nereye bilet alırsa bende oraya alırım olur biter kader ağlarını örsün bakalım”diye düşündü adam. Sonrada yüzüne yansıyan bir huzurla beklemeyi sürüdürdü. Ama bitmedi.